Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son Elektrik Raporu’na göre, 2030 yılına kadar küresel elektriğin yaklaşık %50’si düşük emisyonlu kaynaklardan (yenilenebilir enerji ve nükleer) üretilecek. Yenilenebilir üretim her yıl ortalama 1.000 TWh artacak ve bu artışın %60’tan fazlası güneş enerjisinden gelecek. 2026–2030 döneminde yenilenebilir üretimin yıllık ortalama %8 büyümesi bekleniyor.
Buna rağmen kömür ve doğal gaz 2030’a kadar elektrik üretiminde önemli rol oynamaya devam edecek. Kömürün küresel payı %34’ten %27’ye gerileyecek olsa da hâlâ en büyük tek kaynak konumunda kalacak. Küresel kömür üretimi yıllık ortalama %0,9 azalacak. ABD ve AB’de kömürden çıkış hızlanırken, Çin ve Hindistan’da düşüş daha sınırlı olacak.
Elektrik talebi hızla artıyor
Küresel elektrik talebinin 2026–2030 döneminde yıllık ortalama %3,6 artması bekleniyor. Bu oran, son on yılın (%2,8) oldukça üzerinde. 2030’da küresel elektrik tüketiminin 33.600 TWh’ye ulaşması öngörülüyor. Artışın yaklaşık yarısı Çin’den gelecek, toplam artışın %80’den fazlası ise gelişmekte olan ekonomilerden kaynaklanacak.
Talep artışının temel nedeni sanayi üretimi; özellikle güneş paneli ve batarya üretimi gibi sektörler öne çıkıyor. Ayrıca yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla büyümesi gelişmiş ülkelerde elektrik talebini yeniden artırıyor. ABD’de veri merkezleri, 2030’a kadar talep artışının %50’sini oluşturacak.
Elektrik daha temiz mi oluyor?
Elektrik üretimindeki karbon yoğunluğu son yıllarda düşüş eğiliminde. 2026–2030 döneminde karbon yoğunluğunun yıllık ortalama %3,7 azalması ve 2030’a kadar toplamda yaklaşık %20 gerilemesi bekleniyor. AB, yıllık %13’lük düşüşle en hızlı ilerleyen bölge. Çin de önemli bir azalma kaydederken, Hindistan ve Güneydoğu Asya’da düşüş daha yavaş seyrediyor.

Şebeke darboğazı riski
Yenilenebilir kapasite hızla artsa da şebeke altyapısı yatırımları geride kalıyor. 2025 itibarıyla dünyada 1.700 GW yenilenebilir ve 600 GW batarya projesi şebeke bağlantı sırasını bekliyor. Bu durum, enerji üretiminin kısıtlanmasına (curtailment) yol açıyor. Örneğin Şili’de 2024’te rüzgâr ve güneş üretiminin %15’i şebeke yetersizliği nedeniyle kullanılamadı.
IEA’ya göre 2030’a kadar şebeke yatırımlarının yıllık bazda en az %50 artırılması gerekiyor. Aksi halde artan talep karşılanamayabilir ve düşük emisyonlu enerji atıl kalabilir.
Yenilenebilirler talebi karşılayabilir mi?
AB’de yenilenebilirlerin talep artışının tamamını karşılaması bekleniyor; 2030’da yenilenebilir payı %63’e çıkabilir. Çin’de de yeni talebin büyük ölçüde düşük emisyonlu kaynaklarla karşılanması öngörülüyor. Ancak ABD, Hindistan ve Güneydoğu Asya’da yenilenebilirlerin payı 2030’da %20–30 seviyelerinde kalacak; bu nedenle fosil yakıtlar tamamen devreden çıkmayacak.

Genel tablo
2030’a gelindiğinde yenilenebilirlerin küresel elektrik üretimindeki payı belirgin biçimde artacak. Ancak kömür hâlâ önemli bir kaynak olmaya devam edecek. Gerçek bir yapısal dönüşümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, yalnızca yenilenebilir kapasite artışına değil, aynı zamanda şebeke altyapısının modernizasyonuna ve yatırım hızına bağlı olacak.

