Ember tarafından yayımlanan Türkiye Elektrik Görünümü 2026 raporu, Türkiye’nin 2025 yılı elektrik üretim verilerini analiz ederek enerji dönüşümündeki son gelişmeleri ortaya koydu. Rapora göre, özellikle güneş ve rüzgar enerjisindeki hızlı artış, Türkiye’nin elektrik üretim yapısında önemli bir değişime işaret ediyor.
Güneş ve rüzgarda güçlü büyüme sürüyor
Son üç yılda güneş enerjisinde yaşanan hızlı artış dikkat çekiyor. 2023’te 4,8 GW ile rekor seviyeye ulaşan kurulumlar, sonraki iki yılda da bu seviyeye yakın gerçekleşti. Bu gelişmeyle birlikte güneşten elektrik üretimi son iki yılda iki katına çıktı.
Rüzgar enerjisinde ise 2025 yılı öne çıktı. Devreye alınan 1,9 GW’lık yeni kapasite, şimdiye kadarki en yüksek yıllık artış olarak kayda geçti. Ancak 2025’te rüzgar ve güneşte toplam 6,5 GW’lık kurulum yapılmasına rağmen, 2035 hedefleri için gerekli olan yıllık 8 GW seviyesinin henüz altında kalındı.
Yenilenebilir payı artıyor, Avrupa’nın gerisinde kalıyor
Türkiye’de güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı yaklaşık %11’e ulaşarak rüzgarla benzer seviyeye geldi. Böylece rüzgar ve güneşin toplam payı %22’ye yükseldi.
Buna rağmen Türkiye, Avrupa’nın en yüksek elektrik üretimine sahip 24 ülkesi arasında:
Rüzgarda 15.
Güneşte 14.
Toplam yenilenebilir enerjide 16. sırada yer alıyor
Öte yandan Türkiye, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya ülkeleriyle kıyaslandığında açık ara lider konumda bulunuyor.
Kuraklık enerji maliyetlerini artırıyor
Rapora göre kuraklık, Türkiye’nin enerji sisteminde kalıcı etkiler yaratıyor. Son 30 yıllık veriler, hidroelektrik üretiminde belirgin bir düşüşe işaret ediyor.
Türkiye’nin en büyük barajları olan Atatürk Barajı, Karakaya Barajı ve Keban Barajı’nda son 10 yıldaki üretim, önceki dönemlere göre %29 daha düşük gerçekleşti.
Bu düşüş, doğalgaz santralleriyle telafi edilirken, Türkiye’ye her yıl ortalama 1,8 milyar dolarlık ek ithalat maliyeti getiriyor. Uzmanlara göre hidroelektrik santrallerinin hibrit güneş projeleriyle desteklenmesi arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
Kömür hâlâ ilk sırada, ithalat bağımlılığı yüksek
2025 yılında elektrik üretiminin %34’ü kömürden sağlandı. Ancak bu üretimin yaklaşık üçte ikisi ithal kömürle gerçekleştirildi.
Yeni kömür santrali yatırımlarının durma noktasına gelmesiyle üretim artışı yavaşladı. 2024’te 122 TWh ile zirve yapan kömür üretimi, 2025’te 121 TWh’e geriledi. Bununla birlikte 2026’da yerli kömür santrallerine getirilecek alım garantilerinin üretimi yeniden artırabileceği belirtiliyor.
Türkiye batarya projelerinde Avrupa’yı geride bıraktı
Türkiye’nin enerji dönüşümünde öne çıkan bir diğer alan ise enerji depolama oldu. Depolamalı rüzgar ve güneş projeleri için getirilen düzenlemeler kapsamında, tahsis edilen batarya kapasitesi 33 GW seviyesine ulaştı.
Bu rakam, Avrupa Birliği ülkelerindeki en yüksek proje stokunun (12–13 GW) oldukça üzerinde. Türkiye’nin batarya proje stoğu, mevcut rüzgar ve güneş kurulu gücünün yaklaşık %83’üne denk geliyor.
“Türkiye bölgesel lider olabilir”
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, rapora ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli ilerleme kaydettiğini ancak Avrupa’nın gerisinde kalmaya devam ettiğini vurguladı.
Alparslan, Türkiye’nin özellikle rüzgar ve güneş enerjisinde bölgesinde lider konumda olduğunu belirterek, yaklaşan COP31 sürecinin Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

