Eurelectric, Avrupa enerji sisteminin artan jeopolitik riskler karşısında daha dayanıklı hale getirilmesi için yenilenebilir enerji ve merkeziyetsiz üretimin kritik rol oynadığını açıkladı. Kurumun yayımladığı “Battle-tested power systems: resilience and preparedness for Europe’s energy sector” başlıklı rapor, Ukrayna savaşından çıkarılan dersler doğrultusunda enerji güvenliğine yeni bir yaklaşım öneriyor.
Eurelectric Genel Sekreteri Kristian Ruby, özellikle Ukrayna’daki saldırıların elektrik altyapısını hedef almasının enerji sistemlerinin stratejik önemini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Elektrik altyapısının hem sivil yaşamın hem de savunma kapasitesinin temel unsuru olduğuna dikkat çeken Ruby, sistemlerin yalnızca verimlilik değil, krizlere dayanıklılık perspektifiyle de yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı.
Raporda; kriz ekiplerinin oluşturulması, ekipman stoklarının artırılması ve bilgi paylaşım mekanizmalarının güçlendirilmesi gibi hazırlık adımlarının yanı sıra üretim yapısının çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması öneriliyor. Özellikle merkeziyetsiz ve yenilenebilir enerji temelli üretim modelinin, büyük ve tekil santrallere kıyasla saldırılara karşı daha dirençli olduğu ifade ediliyor.
Ayrıca, Avrupa Birliği ülkelerinin son iki yılda kış öncesi gaz depolarını yüksek seviyede doldurmasının da artan enerji güvenliği refleksinin bir göstergesi olduğuna dikkat çekiliyor.
Ruby’ye göre enerji dönüşümü ile güvenlik hedefleri artık birbirinden ayrı değil. Fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması yalnızca iklim politikası değil, aynı zamanda enerji güvenliği stratejisinin de temel unsuru haline gelmiş durumda. Kurulu güneş ve rüzgar santrallerinin uzun yıllar boyunca yerli ve kesintisiz üretim sağlayabilmesi, Avrupa’nın stratejik dayanıklılığını güçlendiriyor.
Rapora göre Avrupa’nın rüzgar, güneş, hidroelektrik ve jeotermal gibi yerli kaynaklarını daha etkin kullanması, kıtanın hem enerji bağımsızlığını hem de krizlere karşı hazırlık kapasitesini artıracak.
Rapora buradan ulaşabilirsiniz.

