“Yenilenebilir Enerji Artık En Ucuz Seçenek”

Yüzyıl için Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN21) her yıl olduğu gibi “Yenilebilir Enerjinin Küresel Geleceği” başlıklı ayrıntılı çalışmasını yayınladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının büyüme oranlarına, yatırımların küresel görünümüne ve...

157 0
157 0

Yüzyıl için Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN21) her yıl olduğu gibi “Yenilebilir Enerjinin Küresel Geleceği” başlıklı ayrıntılı çalışmasını yayınladı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının büyüme oranlarına, yatırımların küresel görünümüne ve sürdürülebilirlik hedeflerine yer veren çalışma, en sık kullanılan ve en ucuz enerji üretim kaynağı haline gelen yenilenebilir kaynakların kurulum ve bakım maliyetlerinin azalmaya devam ettiğini vurguluyor.

Esen ERKAN @Enerji Panorama

Enerji sektörü için haber hazırladığımız bunca zamana dönüp baktığımızda, son yıllarda dünyanın yenilenebilir enerjiye doğru ivme kazandığını net bir şekilde görüyoruz. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından yayınlanan “Yenilebilir Enerjinin Küresel Geleceği” çalışmasına göre, yenilenebilir enerji en sık kullanılan ve en ucuz enerji üretimi kaynağı haline geldi. Rapor, yenilenebilir kaynakların kitlesel olarak benimsenmesindeki en büyük engeller olan kurulum ve bakım maliyetlerinin aşağı yönlü hareket ettiğini gösteriyor. Hükümetler ve işletmeler tarafından yapılan mevcut çabalara ek olarak, düşük maliyetler sayesinde yenilenebilir kaynakların toplumsal anlamda kabullenmesinin de önü açılıyor.

REN21’in Yenilenebilir Küresel Durum Raporu’ndan elde edilen diğer veriler, küresel elektrik üretiminin beşte birinden fazlasının yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini gösteriyor. Rüzgar ve güneş enerjisi kurulumları, finansal yardım almadan herhangi bir fosil yakıt seçeneğinden daha ucuz konumda yer alıyor. Solar PV ve kara tipi rüzgar santralleri için maliyet tahminleri, yeni veriler ortaya çıktıkça revize edilmeye devam ederken yeni güneş ve rüzgar kurulumları karşısında, mevcutta kömür ile çalışan tesislerin işletme maliyetleri ise artıyor. Düşük ve düşme devam eden teknoloji maliyetleri yenilenebilir enerjiyi enerji dekarbonizasyonunun omurgası haline getirirken iklim hedeflerinin de ayrılmaz parçası yapıyor.

 

Yüzyıl için Yenilenebilir Enerji Politika Ağı (REN21) tarafından yeni yayınlanan “Yenilebilir Enerjinin Küresel Geleceği 2019 Raporunda, temiz enerjiye geçiş süreci 12 aşamada açıklanıyor: 

1) Enerji sektöründe yenilenebilir ön plana çıkıyor.

2) Fotovoltaik, yenilenebilir enerji sektörünün liderliğini yapıyor.

3) Solar PV sektöründe Çin liderliğini koruyor.

4) Yenilenebilir kapasitesinde de Çin liderliğini koruyor.

5) Küresel elektrik üretiminde yenilenebilirin payı artıyor.

6) En fazla istihdamı güneş enerjisi sektörü sağlıyor.

7) Enerji tüketiminin sadece bir kısmını elektrik tüketimi oluşturuyor. En büyük kısım; Isıtma ve Soğutma.

8) Ulaştırma sektörü, elektrifikasyona doğru hızla ilerliyor.

9) Şehirler temiz enerji konusunda, ülkeleri geride bırakıyor.

10) Fosil yakıt sübvansiyonları ile ilerleme yavaşlıyor.

11) Enerji yoğunluğu azalıyor ancak yeterince hızlı değil.

12) Yenilenebilir enerjiyi kısa bir sürede ulaşılması gereken uzun bir yol bekliyor.

 “Yenilenebilir Büyümenin Başrol Oyuncusu Fotovoltaikler”

Elektrik sektöründeki yenilenebilir değişim etkili bir şekilde devam ediyor. Küresel çapta bakıldığında, dört yıl boyunca yeni fosil yakıt ve nükleer kapasiteden daha fazla yenilenebilir enerji kapasitesi kuruldu. 2018 yılında 181 GW’lık yeni yenilenebilir enerji kapasitesi kurulurken ve bu miktar, küresel kurulu güç kapasitesinin üçte birinden fazlasını oluşturuyor.

Rüzgar ve biyoenerji kapasitesine yeni eklenmeler oldukça istikrarlı ilerlerken hidroelektrik kapasitesinde düşüş yaşandı. Yenilenebilir kapasitesindeki büyümenin birincil nedeni fotovoltaik (PV) kurulumlarındaki artış.

2018 yılında yeni eklenen yenilenebilir enerji kapasitesi; yüzde 55 solar PV (yaklaşık 100 GW); yüzde 28 rüzgar enerjisi ve yüzde 11 hidroelektrik şeklinde gerçekleşti.

Raporda, dünyanın geleceği en temelde güneş enerjisinin büyümeye devam etmesine bağlı görünüyor. Solar PV sektöründe Çin liderliğini korurken ABD’de, Japonya’da (Fukushima sonrası nükleer kapanma sayesinde) ve Hindistan’da PV kurulumları hız kesmeden devam ediyor.

“Küresel Elektriğin Yüzde 26’sı Yenilenebilir”

Çin, 2018 yılında tüm küresel yenilenebilir yatırımların yüzde 32’sini gerçekleştirirken hidroelektrik, solar PV ve rüzgarın kurulu gücü alanında küresel lider oldu. Yenilenebilir elektrik sektöründeki büyüme ve yatırımlar artmaya devam ederken dünyadaki kurulu kapasitenin de üçte birinden fazlasını temsil ediyor. Üretilen küresel elektriğin yüzde 26’sından fazlası yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Hidroelektrik santrallerindeki küresel elektrik üretimi, yenilenebilir enerji ile sağlanan bu üretimin yarısından fazlasını (yüzde 16’sını) oluştururken rüzgâr ve güneş toplamı ise yüzde 8’i oluşturuyor.

Raporun ilgi çekici noktalarından biri de, güneş ve rüzgar enerjisinin ekonomileri büyük farklılıklar gösteren her kıtadan ülkeye yayılmış olması. Danimarka elektrik ihtiyacının yüzde 50’ye yakınını rüzgardan sağlarken İrlanda’da bu oran yüzde 30 ve Uruguay ise yüzde 35’lere ulaşmış durumda. Yunanistan, Honduras yüzde 10’a yakın güneş enerjisi kullanırken Portekiz ve Nikaragua ise yüzde 20 civarı rüzgar enerji kullanan ülkeler arasında yer alıyor.

“Yenilenebilir Enerjide En Fazla İstihdamı Güneş Enerjisi Sektörü Sağlıyor”

Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimi ve çevresel katkılarının yanı sıra politik ekonomide de önemli bir payı var. REN21 analizlerine göre, küresel yenilenebilir istihdamında en fazla iş yaratan alan emek yoğun boyutu ile bilinen Solar PV sektörü olurken enerji işlerinin büyük bir bölümü yenilenebilirden geliyor. 2017 yılında 10,3 milyon olan yenilenebilir enerji küresel istihdamı, 2018 yılında 11 milyona ulaştı. Yenilenebilir enerji istihdam artışında en büyük pay sahibi Asya ülkeleri olurken fotovoltaik (PV) sektörü üçte birlik oran ile başı çekiyor.

Son yıllarda, Çin dahil olmak üzere kilit yenilenebilir enerji pazarlarındaki yavaşlayan büyümeye rağmen, yenilenebilir enerji işleri artış gösteriyor. Her geçen gün daha fazla ülke yenilenebilir enerji teknolojileri üretmeye, kurmaya ve ticaret yapmaya yöneliyor. Yenilenebilir enerji tedarik zincirindeki bu küresel çeşitlendirme sayesinde sektörün coğrafi ayak izi de değişiyor.

Çin, ABD ve Avrupa Birliği gibi büyük pazarlarda yoğunlaşan yenilenebilir enerji sektörü, özellikle Malezya, Tayland ve Vietnam gibi Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerinde artan fotovoltaik ihracatı ile birlikte genişleme kaydediyor. Küresel enerji dönüşümü hız kazandıkça, artan istihdam boyutu ile birlikte ülkelerin yenilenebilir enerjiye yönelik taahhütte bulunmasının bir başka nedeni de sürdürülebilir kalkınmanın sosyal yönüne işaret ediyor.

2018 yılıda küresel yenilenebilir enerji iş akışının üçte birini karşılayan fotovoltaik sektörünü biyoyakıt, hidroelektrik ve rüzgar takip ediyor. Asya ülkeleri küresel istihdamın onda birine denk düşen 3 milyondan fazla PV işine ev sahipliği yapıyor.

 “Enerji Tüketiminde En Büyük Pay: Isıtma ve Soğutma”

Küresel elektriğin yüzde 17’lik kısmı elektrik tüketiminde; yüzde 32’lük kısmı ulaşımda ve yüzde 51’i ise en büyük payı alan ısıtma ve soğutmada kullanılıyor. Küresel enerji kullanımında aslan paya sahip ısıtma ve soğutma sektörü çoğunlukla doğal gaz ve petrol kaynaklı ilerlerken ulaşım ise benzinli ve dizel motorlar ile çalışmaya devam ediyor. Bu noktada, yenilenebilir enerji ile sağlanan küresel elektriğin yüzde 26’sının elektrik tüketiminde, yüzde 10’unun ısıtma ve soğutma alanlarında ve sadece yüzde 3,3’ünün ise ulaşımda kullanıldığı görülüyor.

 

“Şehirler temiz enerji konusunda, ülkeleri geride bırakıyor”

Raporda, ulusal veya il düzeyinde, yenilenebilir enerji hedeflerini hayata geçiren 169 ülke bulunuyor. Bunlardan yalnızca 47 ülkede yenilenebilir ısıtma ve soğutma hedefleri belirlenirken sektörde düzenleyici politikalara sahip olan ülkelerin sayısı 21’den 20’ye düşüş gösterdi. Dünyadaki tüm ülkelerin üçte birinden daha azında zorunlu enerji verimliliği bina kodları bulunurken 2018’de binalarda kullanılan toplam enerjinin %60’ı enerji verimliliği politikalarından yoksun bölgelerde tüketildi.

Ortalama olarak, küresel enerji talebinin yüzde 65’ini temsil eden ve dünyadaki insanların yarısından fazlasına ev sahipliği yapan şehirler, ülkelere göre daha yüksek oranda yenilenebilir elektrik kullanıyor. Dünya genelinde yüzde 90 ila 100 arasında yenilenebilir elektrik kullanan en az 100 şehir bulunuyor. 230 şehirde, en az bir sektörde yüzde 100 yenilenebilir enerji hedefi belirlemiş durumda.

 

 

Karbon fiyatlandırması henüz yeterince kullanılmıyor:

“2018 yılının sonuna kadar, yalnızca 44 ulusal hükümet, 21 eyalet / il ve 7 şehir, küresel CO2 emisyonlarının sadece %13’ünü denk düşen karbon fiyatlandırma politikaları uyguladı.”

“Harekete Geçme Zamanı”

Daha yoğun ısı dalgaları, yükselen deniz seviyeleri ve buzulların kaybı dahil iklim değişikliğinin zararlı etkileri, dünya çapında hızla daha belirgin hale geliyor. Bu endişe verici eğilimlerin, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre, seragazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek. Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C’de sınırlandırmaya yetmezken ülkelerin, en kısa zamanda taahhütlerini yenilemesi gerekiyor. Ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlenmesi için harekete geçmek şart.

REN21’e göre, özellikle küresel enerjinin çoğunu tükenmekte olan ısıtma-soğutma ve ulaştırma sektörleri için eyleme geçilmesi ve enerji sistemlerinin hızlı elektrifikasyonu için küresel destekleme politikaları şart. Kısacası, iklim değişikliği ile mücadele etmek için dünyanın birincil enerji kaynağı olması gerektiği savunulan yenilenebilir enerji kaynaklarını, kısa bir sürede ulaşması gereken oldukça uzun bir yol bekliyor.

Bu makalede diğerleri

Görüş Belirt